Türkiye’de sahne sanatları, tiyatro, sinema ve çağdaş dramaturji tarihi; batılılaşma hareketimizin en rafine, en cesur ve en sancılı macerasıdır. Tanzimat’tan Cumhuriyet’e, Şehir Tiyatroları’ndan Devekuşu Kabare’ye, Dostlar Tiyatrosu’ndan Ortaoyuncular’a ve Türk sinemasının kült başyapıtlarına kadar bu devasa estetik havzaya yön veren figürlerin özgeçmişleri incelendiğinde; karşımıza iki tarihi mektebin kurucu hegemonyası çıkar: Beyoğlu’ndaki Galatasaray Lisesi (Mekteb-i Sultani) ve Boğaz sırtlarındaki Robert College.

Bu iki okul, yalnızca birer lise değil; 19. yüzyılın sonundan itibaren kendi bünyelerinde kurdukları tiyatro sahneleri, edebiyat meclisleri ve çok dilli münazara gelenekleriyle, modern Türk aydınının sahneye çıkma cesaretini kazandığı birer laboratuvar işlevi görmüştür.


Bölüm I: Molière’den Beyoğlu Sahnelerine: Mekteb-i Sultani’nin Tiyatro Devrimi

Türk tiyatrosunun Batılı anlamda kurumsallaşması, doğrudan Galatasaray Lisesi’nin kurucu kadrolarının elinde şekillendi:

  ┌────────────────────────────────────────────────────────┐
  │     MEKTEB-İ SULTANİ (Tevfik Fikret Salonu / Beyoğlu)  │
  │  Ahmet Vefik Paşa (Molière), Şinasi, Fransız Klasikleri│
  └───────────────────────────┬────────────────────────────┘


  ┌────────────────────────────────────────────────────────┐
  │      TÜRK TİYATROSUNUN KÖŞE TAŞLARI                    │
  │  Haldun Taner (Keşanlı Ali, Devekuşu Kabare)           │
  │  Ferhan Şensoy (Ortaoyuncular, Ses Tiyatrosu, Kavuk)   │
  │  Ali Poyrazoğlu (Modern Şehir Tiyatrosu & Hiciv)       │
  └────────────────────────────────────────────────────────┘

1. Ahmet Vefik Paşa ve Molière Uyarlamaları

Galatasaray Lisesi’nin (Mekteb-i Sultani) ilk nazırlarından (müdürlerinden) biri olan devlet adamı ve edebiyatçı Ahmet Vefik Paşa; Fransız komedya yazarı Molière’in tüm klasiklerini (Tartuffe, Cimri, Zoraki Tabip) Türkçeye kazandırarak Osmanlı toplumunda tiyatronun ilk büyük fidanlığını kurdu. Bursa Valiliği döneminde Osmanlı’nın ilk resmi tiyatro binasını açan Ahmet Vefik Paşa, Mekteb-i Sultani öğrencilerine tiyatro metinlerini bizzat okutarak okulun koridorlarına sahne tutkusunu aşıladı.

2. Haldun Taner ve Epik Tiyatronun Doğuşu

Galatasaray Lisesi mezuniyeti sonrası Heidelberg ve Viyana Üniversitesi Tiyatro Enstitüsü’nde eğitim gören Haldun Taner, Türk tiyatrosunun gelmiş geçmiş en büyük oyun yazarı ve kuramcısıdır.

  • 1964’te yazdığı ve dünya sahnelerinde yüzlerce kez sahnelenen “Keşanlı Ali Destanı”, geleneksel Türk seyirlik oyunları ile Bertolt Brecht’in epik tiyatro kuramını harmanlayan ilk yerli başyapıt oldu.
  • Zeki Alasya ve Metin Akpınar ile birlikte kurduğu Devekuşu Kabare, Türk toplumunun siyasal ve toplumsal çelişkilerini Galatasaraylılara has o ince, entelektüel ve zarif ironiyle sahneye taşıdı.

3. Ferhan Şensoy ve Ses Tiyatrosu Direnişi

Mekteb-i Sultani geleneğinin yetiştirdiği en büyük anarşist dâhi şüphesiz Ferhan Şensoy’dur. Galatasaray Lisesi’nde okurken Fransız tiyatrosunun inceliklerini öğrenen, ardından Strasbourg’da tiyatro eğitimi gören Şensoy; İstiklal Caddesi’ndeki tarihi Halep Pasajı içinde yer alan Ses Tiyatrosu’nu restore ederek Ortaoyuncular topluluğunu kurdu.

  • “Şahları da Vururlar”, “İçinden Tramvay Geçen Şarkı” ve tek kişilik efsane “Ferhangi Şeyler” ile Türk tiyatrosunun gişe rekorlarını kıran Şensoy; Türk geleneksel temaşa sanatının simgesi olan efsanevi İsmail Dümbüllü Kavuğu’nu Münir Özkul’dan devralarak Türk mizahının taçsız kralı oldu. Şensoy’un oyunlarındaki zeka dolu kelime oyunları ve Fransızca-Osmanlıca harmanı zengin lisan; doğrudan Galatasaray yatakhanelerinde gece etütlerinde bilediği dil işçiliğinin ürünüydü.

Bölüm II: Bebek Tepesinden Yale Drama School’a: Robert Kolej Sahnesi

Galatasaray Lisesi tiyatroyu Beyoğlu’nun sokak dokusu ve Fransız klasik edebiyatıyla beslerken; Boğaz’a tepeden bakan Robert College kampüsü sektöre bambaşka bir ufuk kazandırdı: Anglo-Sakson modern oyunculuk teknikleri, Broadway müzikalleri ve dünya standartlarında prodüksiyon vizyonu.

Robert Kolej’in kalbi sayılan Bingham Hall ve mermer merdivenli salonları, cumhuriyetin en seçkin oyuncu, yönetmen ve yapımcılarının sahneye ilk adım attığı kutsal mekandı:

  ┌────────────────────────────────────────────────────────┐
  │         ROBERT COLLEGE (Bingham Hall / Bebek)          │
  │   Shakespeare Kulübü, Broadway Müzikalleri, Drama Lab   │
  └───────────────────────────┬────────────────────────────┘


  ┌────────────────────────────────────────────────────────┐
  │        TÜRK BULVAR VE POLİTİK TİYATROSU                │
  │   Haldun Dormen (Dormen Tiyatrosu, Lüküs Hayat)        │
  │   Genco Erkal (Dostlar Tiyatrosu, Nâzım Hikmet, Brecht)│
  │   Engin Cezzar & Gülriz Sururi Tiyatrosu Ekolü         │
  │   Nevra Serezli, Şakir Eczacıbaşı (İKSV Tiyatro Fest)  │
  └────────────────────────────────────────────────────────┘

1. Haldun Dormen ve Türk Bulvar Tiyatrosu

Robert Kolej mezuniyetinin ardından dünyanın en prestijli tiyatro okulu olan Yale Drama School’da yüksek lisans yapan Haldun Dormen, Türkiye’ye döndüğünde Türk tiyatrosuna Batı standartlarında prodüksiyon kalitesini getirdi.

  • Kurduğu Dormen Tiyatrosu, Şen Sazın Bülbülleri’nden Lüküs Hayat’a kadar onlarca müzikal ve komediyi sahneye koydu.
  • Robert Kolej’in yetiştirdiği centilmenlik, nezaket ve disiplin; Dormen Tiyatrosu’nu onlarca dev aktörün (Erol Günaydın, Altan Erbulak, Nevra Serezli, Metin Serezli) yetiştiği bir ekol haline getirdi.

2. Genco Erkal ve Dostlar Tiyatrosu

Robert Kolej ve İstanbul Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunu olan Genco Erkal, Türk politik tiyatrosunun abidevi anıtıdır.

  • 1969’da kurduğu Dostlar Tiyatrosu ile Nâzım Hikmet’in şiirlerini, Gogol’ün *“Bir Delinin Hatıra Defteri”*ni ve Bertolt Brecht’in metinlerini sahneye koyan Erkal; Robert Kolej’deki liberal ve entelektüel özgürlük ortamında kazandığı dünya vizyonunu, Anadolu’nun hak arama mücadelesiyle birleştirdi.
  • Erkal’ın sahnede tek bir iskemle ve siyah bir arka fonla binlerce kişilik amfitiyatroları büyüleyen o devasa diksiyonu ve oyunculuk gücü; Robert Kolej münazara salonlarındaki hitabet terbiyesinin zirvesiydi.

3. Engin Cezzar ve Keşanlı Ali

Robert Kolej mezuniyeti sonrası yine Yale Drama School’a giden ve New York Broadway sahnelerinde başrol oynayan Engin Cezzar, Türkiye’ye dönerek eşi Gülriz Sururi ile birlikte Türk tiyatrosunun en üretken kumpanyalarından birini kurdu. Haldun Taner’in yazdığı *“Keşanlı Ali Destanı”*nda canlandırdığı “Keşanlı Ali” karakteriyle Türk tiyatro tarihine altın harflerle kazındı.

4. Nevra Serezli ve Kadın Oyunculuğunun Zarafeti

Arnavutköy Amerikan Kız Koleji (Robert Kolej Kız Bölümü) mezunu olan Nevra Serezli; hem tiyatro sahnelerinde hem Türk televizyonunun ve Yeşilçam sinemasının kült yapımlarında canlandırdığı güçlü, esprili ve zeki kadın tiplemeleriyle Türk halkının sevgilisi oldu.


Bölüm III: İKSV ve Şakir Eczacıbaşı: Türk Sanatının Küresel Vitrini

Tiyatro ve sinema sadece oyunculukla değil; uluslararası festivaller, finansman ve kültür yönetimiyle ayakta kalır. Bu alanda Türk kültür tarihini değiştiren isim, Robert Kolej mezunu Şakir Eczacıbaşı oldu.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) uzun yıllar yönetim kurulu başkanlığını yürüten Şakir Eczacıbaşı; Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali ve İstanbul Film Festivali’ni kurarak, dünya çapındaki tiyatro topluluklarını (Peter Brook, Pina Bausch, Robert Wilson) İstanbul sahneleriyle buluşturdu. Eczacıbaşı’nın Robert Kolej yıllarından devraldığı çok dilli kozmopolit vizyon, Türk tiyatrocularının ve sinemacılarının dünya ligine açılmasını sağlayan en büyük kültürel köprü oldu.


Bölüm IV: Yeşilçam’dan Çağdaş Sinemaya: Kolejli Yönetmenler ve Senaristler

Tiyatro sahnelerinden sinema perdesine geçildiğinde de Galatasaray ve Robert Kolej mezunlarının yönetmenlik ve senaryo yazarlığındaki dönüştürücü gücü belirgindir.

Robert Kolej mezuniyetinin ardından Paris Sorbonne’da sinema eğitimi alan Ömer Kavur (Anayurt Oteli, Gece Yolculuğu, Gizli Yüz), Türk sinemasında varoluşsal yalnızlığı, zamanın ağırlığını ve taşranın melankolisini en derin metaforlarla işleyen bir auteur yönetmen oldu. Kavur’un Robert Kolej’deki Anglo-Amerikan edebiyat okumaları ile Fransız “Yeni Dalga” (Nouvelle Vague) sinemasını harmanlayan üslubu, Türk sinemasının uluslararası festivallerde saygınlık kazanmasının yolunu açtı.

Öte yandan, Yavuz Turgul gibi sinema dehalarıyla ortak çalışan kolejli yapımcılar ve edebiyatçılar; Yeşilçam’ın melodram kalıplarını kırarak Muhsin Bey, Eşkıya ve Gönül Yarası gibi hem halkın kalbine dokunan hem de sanatsal derinliği olan anıt filmlerin ortaya çıkmasını sağladılar.


Bölüm V: Mektep Sahnelerinin Büyüsü: Grand Cour ve Bingham Hall Akustiği

Bir tiyatrocunun sahne tozunu yuttuğu ilk yer, onun tüm kariyerinin estetik pusulasını belirler. Galatasaray Lisesi’nin Tevfik Fikret Salonu ile Robert Kolej’in Bingham Hall salonu, sadece birer okul amfisi değil; akustiği, tarihi locaları ve kadife perdeleriyle gerçek birer tiyatro mabedidir.

Galatasaray’ın Grand Cour’unda bahar aylarında kurulan açık hava sahnelerinde oynanan Molière oyunları; öğrencilerin seslerini yüzlerce kişilik kalabalığa mikrofonsuz duyurma becerisini geliştirirdi. Robert Kolej’in Bingham Hall sahnesinde ise her cuma sabahı düzenlenen “Assembly” törenlerinde kürsüye çıkıp yüzlerce öğrencinin önünde konuşma yapan veya drama kulübünde Shakespeare soneleri okuyan gençler; sahnede korkusuzca durabilmenin, beden dilini ve nefesini kontrol edebilmenin sırrını henüz 15 yaşındayken keşfederlerdi.


Bölüm IV: Sahne Kulislerinin Unwritten Mektep Kanunları

Türk tiyatro kulislerinde fısıldanan unwritten kurallar, bu iki lisenin salon terbiyesini doğrular:

  1. “Sahne Tozu Yutan Saygı Görür”: İster Galatasaraylı ister Robertli olun; kuliste kıdem, oyuncunun rolünün büyüklüğüne değil, sahne ahlakına ve disiplinine göre ölçülür. Bir aktörün provaya bir dakika geç gelmesi bu kültürde en ağır kusur kabul edilir.
  2. Kavuk Geleneği ve Dil Hassasiyeti: Kelimelerin telaffuzundaki Türkçe diksiyon, sahnede konuşulan dilin ahengi ve devrik cümlelerdeki vurgu dengesi; lisedeki edebiyat hocalarının kulak terbiyesinden geçer. Ferhan Şensoy’un metinlerindeki Türkçe kıvraklığı, bu mektep mirasının en saf örneğidir.
  3. Kulis Dayanışması ve Prömiyer Çiçekleri: Dormen Tiyatrosu veya Ortaoyuncular yeni bir oyun sahnelediğinde; prömiyer gecesi fuaye salonu iki okulun mezunlar derneği üyeleri, büyükelçiler, akademisyenler ve yazarlarla dolup taşardı. Prömiyer sonrası yapılan kulis sohbetleri, Türk düşünce hayatının en canlı fikir atölyeleriydi.

Sonuç: Türk Tiyatrosunu İnşa Eden İki Sütun

Tiyatro, bir toplumun aynaya baktığı ve kendi ruhunu sorguladığı en yüce kamusal alandır. Türkiye’de son bir asırdır seyircinin neye ağladığını, neye güldüğünü ve hangi repliklerle dünyayı algıladığını belirleyen dramaturji terazisi; Beyoğlu’nun Grand Cour’u ile Bebek’in Bingham Hall salonu arasında dengelenmiştir.

Ahmet Vefik Paşa’nın Molière çevirileriyle başlayan ve Ferhan Şensoy, Haldun Dormen, Haldun Taner ve Genco Erkal gibi anıt isimlerle zirveye çıkan bu mektepli tiyatro mirası; Türk insanının zekasını, neşesini ve insani derinliğini dünya sahnelerinde sonsuza dek yaşatmaya devam edecektir.


Arşiv, Kaynaklar ve İleri Okuma

  • 📚 Haldun Taner: Tiyatronun Çıkmazları ve Epik Tiyatro Üzerine Yazılar, Bilgi Yayınevi.
  • 📚 Ferhan Şensoy: Kalemimin Sapını Gülle Donattım, Ortaoyuncular Yayınları.
  • 📖 Haldun Dormen: Sürç-i Lisan Ettikse: Bir Tiyatro Ömrü, Yapı Kredi Yayınları.
  • 🏛️ İKSV Tiyatro ve Sinema Arşivi: Şakir Eczacıbaşı Dönemi Festival Raporları (1980-2010).
  • 📰 Genco Erkal Anlatıyor: Dostlar Tiyatrosu 50 Yılın Öyküsü, Can Yayınları.