Türkiye’de modern hukukun, yargı bağımsızlığı nosyonunun, kanun koyuculuk tekniğinin ve yüksek yargı içtihatlarının yüzyılı aşan kurumsal tarihini incelediğinizde; karşınıza iki büyük akademik kaynak çıkar: 1878’de temelleri atılan Mekteb-i Hukuk-ı Sultani (İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi) ve Cumhuriyet’in 1925’te temelini bizzat Mustafa Kemal Atatürk’ün attığı Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi (Ankara Adliye Hukuk Mektebi).
Ancak bu iki ulu çınarın amfilerini dolduran, Medeni Kanun’dan Borçlar Hukuku’na, Ceza Muhakemesi’nden İdare Hukuku’na kadar Türkiye’nin adalet mekanizmasını kuran nesillerin zihinsel temeli, İstanbul’un ve Ankara’nın tarihi devlet liselerinde atılmıştır.
Yargıtay ve Danıştay daire başkanlıklarından Türkiye Barolar Birliği (TBB) ve İstanbul Barosu liderliklerine, anayasa hukuku kürsülerinden uluslararası kurumsal tahkim bürolarına kadar uzanan geniş spektrumda; Kabataş Erkek Lisesi, Vefa Lisesi, Pertevniyal Lisesi, Galatasaray Lisesi ve İstanbul Erkek Lisesi mezunlarının kurduğu derin ve liyakate dayalı bir “hukuk loncası” hüküm sürmüştür.
Bölüm I: Tarihi Yarımada’nın Hukuk Üçgeni: Vefa - Pertevniyal - Beyazıt
İstanbul Üniversitesi’nin tarihi Beyazıt yerleşkesindeki Hukuk Fakültesi ana binası, asırlardır Tarihi Yarımada’nın en köklü üç lisesiyle adeta bir yürüyüş mesafesi simetrisi içindedir:
┌────────────────────────────────────────────────────────┐
│ VEFA LİSESİ (1872) & PERTEVNİYAL LİSESİ (1872) │
│ KABATAŞ ERKEK LİSESİ (1908) • İSTANBUL ERKEK LİSESİ │
│ Klasik Mantık, Retorik, Münazara, Türkçe Gramer │
└───────────────────────────┬────────────────────────────┘
│
▼
┌────────────────────────────────────────────────────────┐
│ İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ (Mekteb-i Hukuk)│
│ Roma Hukuku, Medeni Hukuk, Ceza Genel, Devletler Hukuku│
└───────────────────────────┬────────────────────────────┘
│
▼
┌────────────────────────────────────────────────────────┐
│ YÜKSEK YARGI, KÜRSÜ AKADEMİSİ VE BAROLAR BİRLİĞİ │
│ Yargıtay Daireleri, TBB, İstanbul Barosu, Tahkim │
└────────────────────────────────────────────────────────┘
Vefa Caddesi’nden aşağı inen Vefa Liseliler, Aksaray Meydanı’ndan tramvaya binen Pertevniyalliler ve Ortaköy’den kalkan vapurlarla Eminönü’ne gelip Beyazıt Yokuşu’nu tırmanan Kabataşlılar; Hukuk Fakültesi’nin amfilerinde buluşurlardı.
Bu liselerin öğrencilerine aşıladığı üç temel özellik, onları hukuk eğitiminde emsalsiz bir konuma taşıdı:
- Münazara ve Retorik Geleneği: Vefa ve Kabataş’ın edebiyat kulüplerinde yetişen gençler; bir tezi savunurken sadece kanun maddelerine değil, felsefi temellere ve kusursuz bir Türkçe diksiyona dayanmayı öğrenirlerdi.
- Metin Analizi ve Klasik Mantık: Roma Hukuku’nun Latince vecizeleri ve Osmanlı Kanunnameleri’nin derin terminolojisi, bu tarihi liselerin sağlam Türkçe ve edebiyat müfredatından geçen öğrenciler için yabancı bir dil değil, doğal bir düşünce alanıydı.
- Adalet ve Hak Arama Refleksi: 19. yüzyılın sonundan itibaren bu liseler, memleket meselelerine duyarlı, kamu vicdanını her şeyin üstünde tutan nesiller yetiştirdi.
Bölüm II: Yargıtay İçtihatlarını Yazan Tarihi Devreler
Yargıtay’ın Ankara Kızılay’daki tarihi binasında ve Ahlatlıbel’deki modern yerleşkesinde, Türk hukukunun ana içtihatlarını oluşturan yüzlerce Birinci Başkan, Daire Başkanı ve Cumhuriyet Başsavcısı bu tarihi liselerden çıkmıştır:
1. Sabih Kanadoğlu ve Kabataş Disiplini
Kabataş Erkek Lisesi mezuniyetinin ardından 1959 yılında İstanbul Hukuk Fakültesi’ni bitiren Sabih Kanadoğlu, ceza hukuku alanında Yargıtay’ın en kıdemli tetkik hakimliklerinden başlayarak Yargıtay Ceza Dairesi Başkanlığı ve 2001-2003 yılları arasında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı görevlerini yürüttü. Kanadoğlu’nun ceza muhakemesi usulündeki tavizsiz kuralcılığı ve kanun metinlerini lafzıyla ve ruhuyla yorumlama titizliği, Kabataş Erkek Lisesi’nin o meşhur yatakhane disiplininin yüksek yargıya yansıması olarak gösterilirdi.
2. Pertevniyal Lisesi’nin Yargıtay Başkanvekilleri
Aksaray’daki Pertevniyal Lisesi, yüksek yargıya adeta bir hukukçu fabrikası gibi çalışmıştır. İstanbul Hukuk 1961 mezunları olan Mater Kaban (Yargıtay Birinci Başkanvekili - Ceza) ve İhsan Demirkıran (Yargıtay Birinci Başkanvekili - Hukuk), aynı dönemde Yargıtay’ın hem ceza hem hukuk genel kurullarını yöneten efsanevi isimler oldular. Yine Pertevniyal ve Ankara Hukuk mezunu olan Ali Rıza Polat, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekilliği görevini yürüterek içtihatların sistemleşmesinde kilit roller üstlendi.
3. Teoman Evren ve Türkiye Barolar Birliği Dönemi
1953 Kabataş Erkek Lisesi ve 1958 İstanbul Hukuk mezunu olan Teoman Evren; Ankara Barosu Başkanlığı, ardından 1984-1989 yılları arasında Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanlığı ve Türk Hukuk Kurumu Başkanlığı yaptı. Evren, avukatlık mesleğinin bağımsızlığı, savunma hakkının dokunulmazlığı ve meslek kurallarının kurumsallaşmasında Türk hukuk tarihine silinmez bir damga vurdu.
4. Vefa Lisesi ve Ağır Ceza Kürsüleri
Vefa Lisesi mezunları, adliye teşkilatında özellikle Ağır Ceza Mahkemesi başkanlıkları ve Yargıtay Ceza Daireleri üyeliklerinde yoğunlaştılar. Köksal Şengün gibi onlarca kıdemli yargıç, duruşma salonunu yönetirken gösterdikleri sükunet ve ceza hukukunun “şüpheden sanık yararlanır” evrensel ilkesine bağlılıklarıyla Vefa ekolünün vicdani terbiyesini temsil ettiler.
Bölüm III: Baro Kürsülerinde ve Savunma Makamında Mektepli Ruhu
Savunma makamını temsil eden İstanbul Barosu, dünyanın en kalabalık ve en köklü barolarından biridir. Baro başkanlığı koltuğuna oturan hukuk anıtlarına bakıldığında, yine bu tarihi liselerin izleri parlar:
- Turgut Kazan ve Orhan Erinç Mirası: Hukukun üstünlüğü ve basın özgürlüğü davalarında simgeleşen isimler, savunmanın bağımsızlığını savunurken mektepli geleneğin getirdiği entelektüel ağırlıktan güç aldılar.
- Burhan Güngör (Pertevniyal Lisesi): İstanbul Barosu başkanlığı döneminde avukatlık mesleğinin staj standartlarını ve meslek içi eğitimini akademik bir seviyeye taşıdı.
- Mehmet Durakoğlu (Ankara Atatürk Lisesi): Ankara Atatürk Lisesi ve İstanbul Hukuk mezuniyetiyle, baro yönetimlerinde uzun yıllar adil yargılanma hakkının ve avukat haklarının tavizsiz savunucusu oldu.
Bölüm IV: Kürsü Akademisyenliği: Ordinaryüslerin Ayak İzleri
Türk hukukunun temel kanunlarını şerh eden, üniversitelerde yüz binlerce hukukçu yetiştiren büyük hocalar da bu tarihi liselerden filizlendi:
- Ord. Prof. Dr. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu: Türk Medeni Kanunu’nun yaşayan Türkçeye kazandırılmasında, miras ve aile hukuku içtihatlarının modernleşmesinde bir asır boyunca rehberlik eden anıt isim.
- Prof. Dr. İlhan Ulusan (İstanbul Erkek Lisesi - Tübingen Üniversitesi): Borçlar Hukuku ve Medeni Hukuk kürsüsünün abidevi hocası. Alman hukuk doktrinini ve soyut norm denetimini İstanbul Hukuk amfilerine taşıyan, öğrencilerine “düşünmeden kanun ezberlenmez” ilkesini aşılayan efsanevi akademisyen.
- Prof. Dr. Kemal Oğuzman ve Prof. Dr. Rona Serozan: Eşya Hukuku ve Borçlar Hukuku alanında Türkiye’nin temel ders kitaplarını yazan, Galatasaray ve Alman ekolünün o titiz ve analitik metodolojisini hukuk bilimine kazandıran ordinaryüs ruhlu profesörler.
Bölüm V: Cumhuriyetin Hukuk Devrimi ve Kanunlaştırma Hareketindeki Dil İşçiliği
1926 yılında Türk Medeni Kanunu, Borçlar Kanunu ve Ceza Kanunu’nun hazırlanması ve İsviçre ile İtalya’daki kaynak metinlerden Türk hukukuna uyarlanması, dünya hukuk tarihinin en hızlı ve en kusursuz kanunlaştırma hareketlerinden biridir. Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt başkanlığında kurulan komisyonlarda görev alan hukukçuların neredeyse tamamı, Galatasaray Mekteb-i Sultanisi ve İstanbul Erkek Mektebi mezunu idi.
Bu komisyonlardaki mektepli hukukçuların yaptığı iş, alelade bir tercüme faaliyeti değildi. Fransızca, Almanca ve İtalyanca kavramları (örneğin bonne foi / dürüstlük kuralı, force majeure / mücbir sebep, abus de droit / hakkın kötüye kullanılması) Türkçenin yaşayan ruhuyla, berrak ve şiirsel bir hukuk diliyle yeniden inşa ettiler.
Bugün dahi yürürlükte olan temel kanun maddelerinin o sarsılmaz mantık ve estetik yapısı; lise sıralarında Divan edebiyatından Fransız klasisizmine kadar geniş bir kültürel havzada yoğrulmuş olan bu öncü mektepli hukuk kuşağının dehasını yansıtır. Ankara Hukuk Fakültesi’nin açılış dersini dinleyen ilk öğrenciler, bu titiz dil işçiliğini bir kutsal emanet gibi devralarak Anadolu’nun dört bir yanındaki adliye kürsülerine taşıdılar.
Bölüm V: Küresel Tahkim ve Kurumsal Şirketler Hukukunda Kolejli Kuşak
1990’lardan sonra Türk ekonomisinin küresel sermaye piyasalarıyla entegre olması, hukuk mesleğinde yeni bir zirve alanı doğurdu: Uluslararası Ticari Tahkim, Birleşme ve Devralmalar (M&A) ve Sermaye Piyasası Hukuku.
Bu alanda kurulan ve Türkiye’nin en büyük altyapı projelerini, sınır ötesi şirket satın almalarını ve milyar dolarlık uluslararası tahkim davalarını yöneten dev kurumsal hukuk bürolarında (Paksoy, Hergüner Bilgen Özeke, Moroğlu Arseven, Esin Avukatlık vb.) ortak avukatların profilleri incelendiğinde; Galatasaray Lisesi, Robert College, Üsküdar Amerikan Lisesi ve Saint-Joseph mezunlarının belirleyici ağırlığı görülür.
Bu bürolardaki kolejli ortaklar;
- Londra Uluslararası Tahkim Mahkemesi (LCIA) veya Uluslararası Ticaret Odası (ICC Paris) nezdinde İngilizce ve Fransızca duruşma yönetebilme yeteneği,
- Anglo-Amerikan “Common Law” sözleşme tekniklerini (İngiliz Hukuku standartları) Türk Ticaret Kanunu ile harmanlama kabiliyeti,
- Lise çağlarında MUN (Model Birleşmiş Milletler) ve uluslararası münazara kulüplerinde kazanılan çok-kültürlü müzakere zarafeti sayesinde Türk özel sektörünün küresel kalkanı olmuşlardır.
Bölüm VI: Hukuk Dünyasının Unwritten Teamülleri ve Cübbe Ahlakı
Türk adalet saraylarının ve duruşma salonlarının yazılı usul kanunlarının (HMK ve CMK) ardında, nesillerden süzülen unwritten mesleki ahlak kodları yaşar:
- “Cübbenin Cebi ve Düğmesi Yoktur”: Yargıç, savcı veya avukat cübbesinin iliksiz ve cepsiz olması; adaletin kimseden menfaat beklemeyeceğinin ve kimsenin önünde eğilmeyeceğinin simgesidir. Bu ilke, tarihi liselerin sınıflarında öğrencilere verilen bağımsız karakter terbiyesinin duruşma salonundaki yansımasıdır.
- Kürsü Nezaketi ve Tutanak Zarafeti: İki hasım tarafın avukatı ne kadar sert bir uyuşmazlık içinde olursa olsun, duruşma tutanağına geçirilen ifadelerde hakaret ve şahsilik bulunmaz. “Meslektaşım” hitabı, aynı fakülte ve lise sıralarından devralınan asırlık meslek dayanışmasının parolasıdır.
- İçtihat İnadı: Bir Yargıtay üyesi veya ilk derece mahkemesi yargıcı, kanun metninde boşluk olduğunda vicdani kanaatini oluştururken adalet duygusunu merkeze koyar. İşte o vicdani kanaat, lise yıllarında okunan dünya edebiyatı ve felsefe külliyatının damıtılmış özetidir.
Sonuç: Bir Hukuk Devletinin Görünmez Koruyucuları
Hukuk; yalnızca kanun maddelerinin soğuk lafzından ibaret bir kurallar bütünü değildir. Hukuk, bir toplumun birlikte yaşama iradesi, adalet inancı ve vicdan sözleşmesidir.
Tarihi Yarımada’nın Vefa, Pertevniyal ve Kabataş sıralarından başlayıp Beyazıt’ın amfilerine, oradan da Yargıtay’ın içtihat kürsülerine uzanan bu asırlık hukukçu hattı; Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olarak ayakta kalmasının, liyakat ve adalet idealinin en sağlam taşıyıcı kolonudur.
Arşiv, Kaynaklar ve İleri Okuma
- 📚 Ord. Prof. Dr. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu: Anılar: Bir Hukukçunun Yüzyılı, Çağdaş Yayınları.
- 🏛️ İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Arşivi: Mekteb-i Hukuk’tan Günümüze 140 Yıllık Kürsü Tarihi, İstanbul.
- 🏛️ Yargıtay Başkanlığı Yayınları: Cumhuriyet Dönemi Yargıtay Tarihçesi ve İçtihat Birleştirme Kararları.
- 📖 Türkiye Barolar Birliği (TBB): Avukatlık Meslek Kuralları ve Tarihsel Gelişimi, Ankara.
- 📰 İstanbul Barosu Dergisi: Tarihi Liselerden Baro Kürsüsüne: Türk Savunma Tarihi Özel Sayısı.


